24 Kasım 2006

Hatıran yeter

Senden bir hatıra bana bu şarkı,
Bir gun gitsen bile hatıran yeter,
Unutmak mumkun mu boyle bir aşkı
Bir gun gitsen bile hatıran yeter...

Bir yanda yaşanan o güzel günler
Bir yanda anılar bir yanda dünler
Seni yaşatacak neler var neler
Bir gun gitsen bile hatıran yeter...

Bilinmez neleri getirir zaman
Bilinmez neleri getirir zaman
Aşka bir hatıradır maziden kalan
Bir gun gitsen bile hatıran yeter...

Bir yanda yaşanan o güzel günler
Bir yanda anılar bir yanda dünler
Seni yaşatacak neler var neler
Bir gun gitsen bile hatıran yeter...

6 Ekim 2006

Sana Kalan Saz


Sana yaralarımdan çiçekler,
İlk yardım geceler biraz da
ve yangında kurtarılması imkansız acılarbırakıyorum..

Seni özümün gizinde saklıyorum..
Bütün aşklarımın izlerini sayıklayarak
ve aldatarak tüm sevdiklerimi,

Sana
Cinayetimin ipuçlarını bırakıyorum...
Vasiyeti olmayan ölüler ülkesinden
(türkülerin sırtındaki muamma!)
Yazık bir nakarat bırakıyorum sana

Ben sana gülüm demem
Gülün ömrü az olur
Öç biter,
Biter şarkı,

Yaz olur...


Yılmaz Erdoğan

16 Eylül 2006

Güzel Aşık Cevrimizi

Güzel aşık cevrimizi
Çekemezsin demedim mi
Bu bir rıza lokmasıdır
Yiyemezsin demedim mi

Yemeyenler kalır naçar
Gözlerinden kanlar saçar
Bu bir demdir gelir geçer
Duyamazsın demedim mi

Bu dervişlik bir dilektir
Bilene büyük devlettir
Yensiz yakasız gömlektir
Giyemezsin demedim mi

Çıkalım meydan yerine
Erelim Ali sırrına
Can ü başı Hak yoluna
Koyamazsın demedim mi

Aşıklar kara baht(ı) olur
Hakk'ın katında kutl'olur
Muhabbet baldan tatl'olur
Yiyemezsin demedim mi

Pir Sultan Abdal Şahımız
Hakk'a ulaşır rahımız
On İk'imam katarımız
Uyamazsın demedim mi

Pir Sultan Abdal

14 Eylül 2006

Çocuksun sen!

çocuksun sen...

"dünyanın dışına atılmış bir adımdın sen.ömrümüzse karşılıksız sorulardı hepsi bu.....

küçük bir saka kuşunu hatırlattın bana,gözlerini azıcık aralayabilmiş bir yavru saka kuşu...sen pıtır pıtır yürüdükçe az evvel kırdığın kabuklar dökülüyor üzerinden.bir o yana bir bu yana paytaklıyor,küçük kanatlarını uçma hevesiyle çırpıyorsun ara sıra..

"şu samanyolu,hani avuçlarından dökülen kum taneleri var ya;onlardan birindeyim...

ara sıra hayattan bahsediyorsun,çirkinliklerinden biraz da..gözlerim diyorsun,belki o yüzden tam anlamıyla açık değil..gülümsüyorum,içim bembeyaz bir kars sabahıyla doluyor hiç görmesem de..kar oluyorum,süzüle süzüle o uçsuz bucaksız coğrafyanın en mahzun köşesine düşüveriyorum usulca.

"yeni bir yolculuğa çıkıyorum,kar yağıyor.."

sıklıkla sesinin buğulandığını düşlüyorum.."benim istediğim böyle bir hayat değildi"deyişin geliyor gözlerimin önüne,üşüyorum..gariptir ki içim kocaman bir adamla doluyor öyle zamanlarda,lanet olsun diyorum..senin yarattığına da adaletine de.küsüyorum..

"çocuksun sen,sesindeki tipiye tutulduğum"

koca bir hüzün topağıyım oysa ben,ruh altında ki kocaman kocaman fil figürleri benimn eşim değil aslında..aslında senden daha küçüğüm ben;zannından farklı olarak ara sıra nezle bile oluyorum,kimseye söylemediğim bir siyatiğim,yediklerimi inatla aynısı gibi çıkarmak isteyen asi bir midem var benim de..ıtiraf ediyorum;ben tanrı yapısı değil,kul icadıyım..yoksa hasta olurmuydum?

"kekemeyim,en az kasabalı aşklar kadar mahçup"

tahmin ettiğindenfarklı olarak ben de konuşamıyorum bazı zamanlar.ıçim dışım titiremelerle doluyor,tanrınızın size armağan ettiği heyecan duygusunu benim mucidim de çalmış bir yerlerden ve ruhuma üflemiş.ağlayan bir ney sesi olabiliyorum bazen,bazen debir stradivarius gülüşü konuveriyor dudaklarıma,anlamsız sesler çıkarıyorum..

"bir yanlışlığım bu dünya da,en az senin kadar.."

ama korkma,hayat hep yanlışlarla dolu değil mi zaten?bir eksik ya da bir fazla ne farkettirir?güneşin parlamasına,otların büyümesine herhangi bir yönde bir katkı sağlar mıydı ki bizim tam yaratılmamız?bence hayır..yaradanlarımız böyle uygun görmüşler derim.onlardan iyi mi biliriz?hiç de düş kırıklığına uğramadığını biliyorum.ne olacaktı ki değil mi?kimse ağzından ateşler çıkarıpta yakamıyor milyon derecede bu hayatın pisliklerini.bizim tabirimizle dezenfekte edemiyor işte..benim tek farkım kul yapısı olmam,güzel kirpiklerimi,çirkin düşlerimi ve en ilginci inancımı yaratanın bir kul olması..o yüzdendir ki senden farklıyım.ıstediğim zaman küfür edebiliyorum,ramazanı rakıyla uğurlayabiliyorum,istediğim kadınla da yatıyorum.keyfime göre,ne de olsa beni yargılayan yok...

"susan bir çocuktan daha büyük tehdit ne olabilir?sorumun karşılığını bilmiyor kimse..seni bekliyorum orada,o kirlenen ütopyada"

adinla başlamiyorum hıç bır şeye

"çocuksun sen,çocuğumsun...."

Bünyamin - 2004 aralık

Ağla sevdam

Canın sıkılır, daralırsın. Sevgili, ciğeri 5 para etmez bir oğlancığa kaçmıştır seni bırakıp. Madam eleni çok uzaklardadır artık, beyoğlu yalnız ve anlamsızdır. Niyetçi tavşanlar daha mahsundur o akşam. Güneş tüm sıcaklığıyla kavurur istanbul'u, gözleri serbest bıraksan günde zilyon defa dolup boşalacaklardır. Göbek çıkar,sakallar uzar, kendinden nefret edersin. yakışıklıdır ha oğlancık da. işsiz güçsüzün tekidir ama. Atmıştır abasını sevgilinin, pardon eski sevgilinin evine yaşamaktadır.

işte bir akşam tüm bu duygular arasında, 2. paket cigaranın bitiminde gözler dolu dolu dinlenen bi şarkıdır bu. Şarkı değildir belki o zamanda, bir duruştur tüm aşağılık pazarlıklara, hayata karşı..

Son sigara yakılır, kan oturmuş gözler son bir defa daha bakar saate. Öğrenci evinin yalnızlığı beyoğlu akşamı kokar o an. Göz gezdirilir son defa, klozetin üzerinde bitmiş şampuan şişeleri, kapıda asılı annenin gelinlik havlusu -yaban ele okumaya giden oğula verilen en değerli hediyedir- , yerde hamam böcekleri, ayna ortadan kırık tam bir senedir, doğru ya onu bile "o" kırmıştı.. Televizyon bangır bangır açık, yusuf söylüyor. Yusuf gibi sabırla, erdemle söylüyor. Söyledikçe bilekler ısınıyor, sıcaklık dirseklere kadar iniyor. Zihin, yarım metre uzağına bomba düşmüş asker kulağı kadar sağır. Ayağa kalmak istiyorum, oldugum yere oturuyorum tekrar.

Bir an kendimi en neşeli bahçelerinde sanıyorum çocuklugumun. Fadile abla? hüseyin amca? Sizler misiniz? Beni mi bekliyordunuz onca zamandır? inanın çok özledim sizleri biliyor musunuz? En çok da o hiç kıyamadığınız erik ağacınıza tırmanmayı.. O kadar yorgunum ki.. Beni kollar mısınız orada? yanıbaşınızda? O kadar korkağım ve ezildim ki buna ihtiyacım var. Kaybolmayın bir yere, geliyorum.Tamam mı?

http://rapidshare.de/files/2981979/Agir_Roman_-_Agla_Sevdam_1.mp3.html

Farmalist

FarmaList 2006
link : http://rapidshare.de/files/30026022/Farmalist_2006.zip.html
şifre : akifsinan

Ulan peder ulan zickler

Hastasiyim bu elemanin ya. Anti-Kahraman olarak basladigi yazarlik macerasinda olgunlasma donemini yasiyor. Guzel yaziyor, envayi cesit duygulari hissettiriyor.

Kimden mi bahsediyorum? tabi ki ek$i sozluk'un en anti kahramani peder zickler'den. Su saygisiz tipten :)

sabah su boktan nobet bitince ilk is msn ini kaydedicem listeme.

http://www.blogcu.com/pederzickler/

merhaba...

Bugün güzel bi açılış yaptık.

Hıyar resmimizi de koyalım tam olsun..